vrijdag 5 oktober 2007

kumanciye

”Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti” imiş!
October 5 2007 at 2:57 PM
No score for this post Mustafa Metin (no login)

--------------------------------------------------------------------------------


Anayasa’nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin ”demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” olduğu yazılı.

Evet, kağıt üzerinde böyle: Demokratik… Laik… Sosyal… Hukuk devleti…

Bunlar TC’nin nitelikleri anlıyacağınız!

Oysa tümü de yalan. Bu ülke ne demokrat, ne laik, ne hukuk devleti. Ne de burada çağdaş sosyal haklar geçerli.

Bu ülkede demokrasi olduğunu iddia eden egemenleri, yani yöneten oligarşiyi çıkarırsanız (onlara göre yeterince özgürlük var, hatta fazlasıyla var) bunun dışında, bu ülkedeki sistemi demokrasi diye niteleyecek bir ahmak olduğunu sanmam.

Ya Laiklik? Yalnızca başları örtülü kızlara okuma olanağı tanınmadığı için değil, ama asıl olarak okullardaki zorunlu din derslerinin ve devasa ”Diyanet İşleri Teşkilatı”nın olduğu bir ülkede laiklikten söz etmek sahtekarlıktır. Bunlara ise generaller de sahip çıkıyor, AKP de, CHP de…

Ya sosyal haklar? Bu ülkede sosyal hakların ne olup olmadığını, işsiz ama işsizlik parası da alamıyan milyonlardan; okuyup eğlenecekleri bir yaşta sokaklarda kağıt mendil satarak ayakkabı boyayarak, dilenerek, yan kesicilik yaparak, tiner çekerek yaşamak zorunda kalan yüzbinlerce çocuktan; yüzbinlerce açtan, ilaçsızdan, evsiz-barksızdan sorun…

Hukuk mu? Yüzsüz, pişkin, vicdanı nasırlaşmış oligarşiyi çıkarın, TC’nin bir hukuk devleti olduğunu söyleyecek ve buna inanacak bir enayi bulabileceğinizi mi söylüyorsunuz?

Eğer bu ülkede biraz hukuk vardıysa onu da son iki-üç yıldaki ”hukuk” adına sahnelenen utanmazca ve tiksindirici uygulamalar sildi süpürdü…

Bunlardan biri, üzerine kaç kez yazdığımız, yazmaktan yorulduğumuz, öyle ki cenazesi kaldırıldığında artık üstüne yazmaya mecalsiz kaldığımız Şemdinli Davası idi. Şemdinli 2. Susurluk’tu. Devlet güdümlü çeteler eliyle cinayete, vurguna, kire, pasa, irine batmış bu ülkede, eğer açığa kavuşsa, sorumlularının üzerine gidilse ve onlar hak ettikleri cezayı bulsalar, belki ülkenin temizlenmesi için yeni bir dönem başlardı. Ama nerdee!.. Hem suçlular hem güçlüler bir kez daha üstün çıktı. Onu da Susurluk gibi kapatıp gittiler. Savcıyı kim vurduya getirdiler, yargıçları dağıttılar, davayı ”Yüce” Yargıtay kararıyla askeri mahkemeye havale ettiler. Sen sağ ben selamet! Şemdinli Davası öldü…

Biri de Hrant Dink Davası. O da bir başka Susurluk. Bir Ermeni aydınını öldürmek için polisi, jandarma İstihbaratı el ele vermişler. Trabzon emniyeti, valisi bu işin içinde. Muhbiriyle, davulcu-mavulcu çeteleriyle, cinayet hazırlığını davul-zurna çalar gibi yürütmüşler. Ankara ve İstanbul emniyeti bu işten haberdar… Emniyet Genel Müdürlüğü de… Ama kimse tedbir almıyor. Herkes anlaşmış gibi kurbanın kanının döküleceği anı bekliyor, sonra da onu kutluyorlar!

Ama kimse bu orta yerdeki suçluların üzerine gidemiyor veya gitmiyor. Kuzu kurda emanet… Bir kez daha, adamlar hem suçlu hem güçlüler. Hükümet yetkisiz biri gibi seyirci veya bu işi yapanlarla ”empati” içinde. Kimbilir belki onlar da ”altı üstü bir Ermeni!” diye düşünüyorlardır...

Sözde bu ülkeyi yönetenler, sözde sorumlular, sözde hükümet, orta yerdeki, ayan beyan suçlulara karşı kıpırdamıyor bile. Kimse kamuoyunu takmıyor. Katiller, maşalar bile kamuoyuna nanik yapıyor!

Bu davayı da kapanmış gitmiş bilin!

Bu ülkede hukukun egemen olması için kime bel bağlayacaksınız ki? Davul zurna eşliğinde cinayet tezgahlayan ve yöneten polis ve jandarmaya mı?

Şemdinli davasını generallerle el ele hasır altı eden, İ. Kaboğlu ve B. Oran davasında olduğu gibi düşünce özgürlüğünün köküne kibrit suyu eken Yargıtay’a mı?

Generallerin önünde hizaya dizilen brifingçi yüksek yargıçlara(!) mı?..

Gölgesinden korkan, generaller höt deyince tam siper yapan; düşünce özgürlüğü, Kürt sorunu, Ermeni sorunu dahil, birçok konuda generallerden, iflah olmaz ırkçı ve şovenlerden farklı düşenmeyen şu sözde ”reformcu”, sözde ”AB”ci hükümete mi?..

Yoksa adına ”Ana Muhalefet” denen şu Türk işi ”Sosyal Demokrat” CHP ucubesine mi?..

Yok, dostlarım yok, Bu ülkede hukuk hak getire.. Bu manzara karşısında hukuk lafı bile mide bulandırıcı.

Ne mi olacak? Hep böyle mi gidecek? Bu da ayrı bir konu.

Bu ülkeye bir devrim lazım. Tüm pisliklerin, tüm yalanların, tüm alçakların ve zorbaların üzerinden bir dozer gibi geçecek bir devrim.

Ama onu da kim, hangi güç yapacak şu koşullarda? Türkiye solunun hal-i pürmelali ortada.. Kürt hareketinin işi bir başka alem…

Zaten işlerin bu duruma gelmesinde solun ve Kürt hareketinin kendi yanlışları, maceracılığı ve kör dövüşlerinin payı az değildir.

”Enseyi karartmıyalım” ama, görünen o ki çok zaman ister bu iş. Eğer hayırlı bir fırtına, yüklü bir bulut, bu ülkenin de üstünden sel olup akmazsa…

Öte yandan, bu yozlaşma, çürüme, hukuksuzluk; bu çağa, değişen dünyaya ters düşme, ayak direme devam ederse, bu sistemin koca, ama çürük bir ağaç gibi, günün birinde hafif bir esintide bile yıkılıp gitmesi kaçınılmaz.

Belli, biz acele ediyoruz; ama burası Şark… Bu ülkenin ve toplumun acelesi yok; her şey ağır ağır, bir mehter takımı yürüyüşüyle değişiyor.


http://www.network54.com/Forum/567836/

Geen opmerkingen: